Afsin-Kocaeli-Ankara-

Heybemdeki Göç: Üç Şehir, Tek Yolculuk

Hayatıma dönüp baktığımda tek bir eylem görüyorum: Göç.

Sadece bavulları toplayıp bir yerden bir yere gitmekten bahsetmiyorum. Mekânsal göç, düşünsel göç, zamansal göç…

Sırtımdaki heybede 40 yılın birikimi var. Ama bunları “büyük tecrübeler” diyerek anlatamam. Bunlar benim düşe kalka öğrendiklerim, yolda topladıklarım… Ve inanın, bu birikimleri paylaşmadığımda sırtımdaki yükü artıyor.  Oysa paylaştığımda, bir gencin yoluna ışık olduğunda, işte o zaman gerçekten canlanıyor.

Bugün o heybeyi açmak ve sonraki kuşaklara, belki de tam şu an yolun başında olan sana, kendi hayat haritam üzerinden seslenmek istiyorum: Sorgula, Araştır, Birlikte Üret.

Bu felsefe kitaplardan öğrenilmedi; üç ayrı şehrin ikliminde, hayatın tam içinde pişti.

1. AFŞİN: İmkânsızlığın İçindeki Özgürlük (SORGULA)

İlk 18 yılım… Kahramanmaraş, Afşin. “Coğrafya kaderdir” derler ama bazen coğrafyanın sunduğu o “yokluk”, insanın kendi içindeki zenginliği keşfetmesini sağlıyor. Afşin’deki kısıtlı imkanlar beni dış dünyadan biraz koparsa da, kitapların sınırsız dünyasına itti.

O yalnızlık, aslında benim şansımdı. Yapacak başka bir şeyin olmaması, kendimle baş başa kalmamı sağladı. Yazmaya olan ilgim ilk orada, o sessizlikte filizlendi. Herkesin “doğru” dediğini kendi içimde tartışmaya, görünenin ötesini merak etmeye orada başladım.

Afşin benim için “kendi sesimi duyduğum” yerdi. Heybeme ilk taşı, “SORGULA” taşını orada koydum.

2. ANKARA: Yazmayı Bırakıp Yaşamayı Seçmek (ARAŞTIR)

Sonra Ankara… Bana büyük dünyanın kapılarını açan şehir.

Üniversite yıllarımda bir gün defterimi kapattım ve kendime şöyle dedim: “Artık sadece yazmayacağım, yaşayacağım.” Çünkü Afşin’de hayalini kurduğum, kağıt üzerinde sorguladığım hayatı, Ankara’da bizzat tecrübe etmem gerekiyordu.

Kendimi geliştirebileceğim her alanda var oldum. Dernekler, sivil toplum, siyaset… Nerede bir hareket varsa oraya koştum. Ama bir sözüm vardı kendime: Suyun durduğu, yeniliğin bittiği yerde durmayacaktım.

Ankara benim için durmaksızın akan bir nehir, bitmeyen bir “keşif” dönemiydi. Heybeme ikinci taşı, “ARAŞTIR” taşını orada ekledim.

3. KOCAELİ: Kök Salmak ve Meyve Vermek (BİRLİKTE ÜRET)

Ve nihayet Kocaeli… Evim. Ailemin, eşimin, çocuklarımın olduğu güvenli liman.

Afşin’de sorguladığım, Ankara’da araştırdığım her şeyi; şimdi burada toprağa ekiyorum. Göç bitti mi? Hayır. Ama yönü değişti. Artık oradan oraya savrulmak yok, olduğum yerde derinleşmek var.

Burası benim sabrı öğrendiğim yer. Bilginin eyleme, “ben”in “biz”e dönüştüğü yer. Kocaeli benim için “Sabır ile birlikte üretme” gayretidir. Heybemdeki o ağır yükü boşalttığım; çocuklarla, gençlerle, dostlarla, çiftçilerle, girişimcilerle paylaştığım bereketli tarladır.

Son Söz: Sana Kalan

Genç dostum,

Benim hikayem bu üç şehre sığdı ama senin hikayen dünyaya taşabilir. Sana bırakmak istediğim şey ne bir nasihat ne de katı kurallar bütünüdür. Sadece yolun zorlaştığında cebinden çıkarıp bakacağın üç kelimelik bir pusula:

Bulunduğun yerin imkânsızlıklarına küsme, orada SORGULA. Konfor alanında bekleme, çık ve yaşamın içinde ARAŞTIR. Ve biriktirdiğin her şeyi, kendine saklama; sabırla ve sevgiyle BİRLİKTE ÜRET.

Heybemdekiler artık senin. Onları kullan, çoğalt ve sen de kendi heybeni doldur.

Posted in Aktif Kaliteli Yaşam Araştırma REhberliği, Dijital Dönüşüm ve Bilim, İklim Eylemi ve Simit Ekonomisi, Kariyer.

Bir yanıt yazın