Bazı filmler vardır, bittiğinde sadece aksiyon sahnelerini hatırlarsınız. Bazıları ise bittiğinde sizi aynanın karşısına geçirir ve şu soruyu sordurur: “Ben bu hikayenin neresindeyim?”
Geçtiğimiz günlerde izlediğim, Jason Statham’ın başrolünde olduğu “Arıcı: Ölüm Kovanı” (The Beekeeper) filmi, benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. İlk bakışta klasik bir intikam filmi gibi görünse de, alt metninde yıllardır savunduğumuz bir gerçeği haykırıyor: Sistem çürümeye başladığında, dengeyi yeniden kuracak olanlar ‘unvanlı’ yetkililer değil, sorumluluk alan ‘gönüllü’ liderlerdir.
Kovanın Bağışıklık Sistemi
Filmde Statham’ın canlandırdığı “Arıcı” karakteri, emekli bir devlet görevlisinden ziyade, doğanın bozulan dengesine müdahale eden bir “bağışıklık sistemi hücresi” gibidir. Hikaye, sistemin koruması gereken yaşlı ve savunmasız bir kadının, dijital dolandırıcılar tarafından tüm birikiminin çalınmasıyla başlar.
Kadın çaresizdir. Polise gider, yasalar “yapacak bir şey yok” der. Bürokrasi hantaldır, suçlular ise teknolojinin ve yasal boşlukların arkasına saklanmış “dokunulmaz” plazalarda yaşamaktadır. İşte o an, sistem iflas etmiştir.
Şimdi duralım ve o rahatsız edici soruyu SORGULAYALIM: Yasalar, kurallar ve “sistem” dediğimiz o devasa çark; gerçekten zayıfı korumak için mi var, yoksa güçlünün avlanma sahasını meşrulaştırmak için mi?
Film bize şunu tokat gibi çarpıyor: Yasal yollar tıkandığında, bürokrasi yozlaştığında ve “güvenlik” güçleri prosedürlere boğulup asıl tehdidi göremediğinde; kovanın (toplumun) dengesi bozulur. Arıcı’nın filmdeki o ikonik repliği aslında bir liderlik dersidir: “Kovanın dengesini korumak zorundasın.”
Benim “Kovanım” ve Okul Aile Birliği
Bu filmi ile ilgili kendi hayatımdan, çok daha yerel ama bir o kadar gerçek bir örnek geldi.
Bir akademisyen, bir proje uzmanı ve Rönesans Enstitüsü Başkanı olarak birçok “büyük” işle uğraşıyorum. Ancak yakın zamanda, kızımın okulunda Okul Aile Birliği yönetimine girmeye karar verdim. Çevremdeki bazı insanlar şaşırdı; “Bu kadar işin arasında neden bununla uğraşıyorsun? Buna zaman harcamaya değer mi” dediler.
Onlara cevabım, filmin felsefesiyle aynı: Çünkü burası benim kovanım.
Çocuklarımızın beslendiği kantindeki gıdanın güvenliği, okul bahçesindeki fiziksel güvenlik veya eğitim materyallerinin niteliği… Eğer ben “Bunu devlet düşünsün, bunu müdür düşünsün” deyip kenara çekilirsem, o kovanın dengesi bozulur. Bir babanın, bir velinin, bir vatandaşın en büyük sorumluluğu; sadece kendi çocuğunu değil, o çocuğun içinde büyüdüğü ekosistemi (kovanı) korumaktır.
Sorumluluk almak için “süper kahraman” olmanıza gerek yok. Gördüğünüz bir yanlışa “hayır” demek, bir toplantıda el kaldırıp “bu çocukların sağlığı ne olacak?” diye sormak, işte o “bağışıklık sistemi” olmaktır.
Pasif Kabulleniş Kovanın Ölümüdür
Bugün yaşadığımız toplumda da kovan tehdit altında değil mi? Gıda güvenliğimizden (ne yediğimizi biliyor muyuz?), dijital güvenliğimize; ekonomik özgürlüğümüzden doğamıza kadar sistemin açıkları bizi savunmasız bırakmıyor mu?
Pasif bir kabulleniş, kovanın ölümüdür. Sistemi sorgulamayan bir toplum, balını başkasına kaptırmaya, geleceğini ipotek ettirmeye mahkumdur.
AKYAR Çağrısı: Sen bunun neresindesin?
Bu yazıyı okuyan dostum, sana Aktif Kaliteli Yaşam Araştırma Rehberliği vizyonumuzla sesleniyorum:
Adalet başkasından beklenmez. Denge, yukarıdan aşağıya kurulmaz. Kendi kovanınızda, kendi mahallenizde, kendi iş yerinizde yanlış giden bir şeyler gördüğünüzde başınızı mı çeviriyorsunuz, yoksa “Bu yanlıştır ve ben bunu düzeltmek için buradayım” diyebiliyor musunuz?
Arıcı olmak; şiddete başvurmak değil, eyleme geçmektir. Arıcı olmak; “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demek değil, “o yılan kovana girdiyse hepimizin sorunudur” diyebilmektir.
Kovanı korumak, önce SORGULAMAKLA başlar.

Özgür Yaşar Akyar; bilgisayar mühendisi, araştırmacı, eğitimci ve bir doğa savunucusu olarak bireysel yaşam kalitesini artırma konusunda tutkuludur. Akademik çalışmaları; eğitim teknolojileri, beden eğitimi ve spor, öğretmen eğitimi, kapsayıcı eğitim ve akıllı öğrenme için blokzincir konularını kapsamaktadır.


